ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı yeni belgelerle birlikte, Jeffrey Epstein’in onlarca yıl boyunca nasıl bu kadar geniş, etkili ve uluslararası bir ilişki ağı kurabildiği sorusu yeniden gündeme geldi. Belgeler; siyaset, finans, teknoloji, akademi ve kraliyet çevrelerine uzanan bir temas ağını gözler önüne sererken, Epstein’in yalnızca bir “zengin yatırımcı” olmadığını, aynı zamanda sistematik bir nüfuz inşa ettiğini ortaya koyuyor.
Öğretmenlikten Wall Street’e uzanan yol
Epstein’in hikâyesi, New York’taki seçkin Dalton School’da öğretmenlikle başladı. Üniversite diploması olmamasına rağmen bu göreve getirilen Epstein, kısa sürede varlıklı ailelerle temas kurdu. Bu çevreler aracılığıyla Wall Street’e açıldı ve Bear Stearns’te çalışmaya başladı.
Buradaki yükselişi, finansal yeteneklerinden çok bağlantı kurma becerisiyle ilişkilendirildi. Dört yıl içinde ortaklığa kadar yükselen Epstein, daha sonra kendi yatırım şirketini kurdu. Ancak sonraki yıllarda ortaya çıkan davalar ve tanık ifadeleri, bu dönemde dolandırıcılık ve manipülasyon yöntemlerine başvurduğunu gösterdi.
Leslie Wexner ve servetin kapıları
Haber Bültenimize Abone Olun
Gündemdeki önemli haberleri diyekonustu.com’dan e-posta kutunuza alın
Gizlilik Bildirimi: Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikamıza ve Hizmet Şartlarımıza bakabilirsiniz.
Epstein’in gerçek anlamda güç kazanması, milyarder iş insanı Leslie Wexner ile kurduğu ilişki sayesinde oldu. Victoria’s Secret’ın sahibi olan Wexner, neredeyse tüm mali kontrolünü Epstein’e devretti.
Bu ilişki, Epstein’e yalnızca büyük bir servet değil, aynı zamanda elit çevrelere giriş bileti sağladı. Gayrimenkul yatırımları, siyasi bağışlar ve sosyal davetler, bu dönemde hızla arttı. Wexner daha sonra Epstein’le bağlarını kopardığını açıklasa da, uzun yıllar süren bu ortaklık, ağın temel taşlarından biri oldu.
Nüfuz grupları ve Ortadoğu bağlantıları
1990’lı yıllarda Epstein, zengin iş insanlarının oluşturduğu “Mega Grup” gibi gayriresmî oluşumlara yakınlaştı. Bu çevreler, hayırseverlik görünümü altında politik ve diplomatik etki üretme kapasitesine sahipti.
Bu süreçte eski İsrail Başbakanı Ehud Barak gibi isimlerle yakın temas kurduğu, yatırım yaptığı ve özel görüşmeler gerçekleştirdiği belgelere yansıdı.
İlişkiler stratejisi
Epstein’in ilişkileri yalnızca iş odaklı değildi. Eski partnerleri ve tanıkların ifadelerine göre, romantik ilişkilerini çoğu zaman “bağlantı kurma aracı” olarak kullandı.

Wall Street yöneticilerinin çocuklarıyla kurduğu ilişkiler, ona yeni çevrelerin kapısını açtı. Bazı eski çalışanlar ve partnerler, Epstein’in kendilerini bilgi toplamak ve müşteri ilişkilerine erişmek için kullandığını anlattı.
Mahkumiyetten sonra bile dağılan olmayan ağ
2008’de reşit olmayanlara yönelik suçlardan hüküm giymesine rağmen, Epstein sosyal çevresinden tamamen dışlanmadı. Aksine, cezasının ardından New York ve Karayipler’de yeniden güçlü ilişkiler kurmaya başladı.
Bu dönemde:
- Bill Gates,
- Elon Musk,
- Eski Başkan Bill Clinton,
- İngiltere’den Prince Andrew
gibi isimlerle temasları yeniden gündeme geldi.
Belgeler, Epstein’in 2010’lu yıllarda neredeyse her gün milyarderler, siyasetçiler ve banka yöneticileriyle görüşmeler ayarladığını gösteriyor.
Devlet politikalarına yakınlık
Epstein’in bazı siyasetçilerle kurduğu ilişkiler, yalnızca sosyal temasla sınırlı kalmadı. Örneğin İngiliz siyasetçi Peter Mandelson üzerinden vergi düzenlemeleri ve ekonomik kurtarma paketlerine dair iç bilgilere eriştiği ortaya çıktı.
Bu tür temaslar, Epstein’in piyasadaki riskleri önceden görmesine ve servetini korumasına yardımcı oldu.
Daha fazla oku
Şantaj mekanizması ve istihbarat şüpheleri
Soruşturma dosyaları, Epstein’in malikhanelerinde gizli kamera ve ses kayıt sistemleri kurduğunu gösteriyor. Bu sistemlerle elde edilen görüntülerin şantaj amacıyla saklandığı iddia ediliyor.
Bu durum, “istihbarat bağlantısı” iddialarını da besledi. Eski ABD diplomatı ve CIA Direktörü William J. Burns ile görüşmeleri, tartışmaların merkezinde yer aldı. Ancak bugüne kadar Epstein’in doğrudan bir istihbarat servisi adına çalıştığını kanıtlayan resmî bir belge ortaya çıkmadı.
FBI ve bazı gazetecilik araştırmaları, bu iddiaların çoğunun spekülasyon düzeyinde kaldığını vurguluyor.
Ghislaine Maxwell ve ağın lojistiği
Epstein’in en yakın ortağı Ghislaine Maxwell, sistemin operasyonel yönünü yönetti. Savcılığa göre Maxwell:
- Reşit olmayan kızları seçti,
- Ulaşım ve konaklamayı organize etti,
- Mağdurlar üzerinde baskı kurdu.
Bu yapı, Epstein’in suç ağının sürdürülebilirliğini sağladı.
İnsan ticareti ve sistematik istismar
İddianameler, Epstein’in onlarca yıl boyunca yüzlerce çocuğu ve genç kadını istismar ettiğini ortaya koyuyor. Mağdurların bazıları 11-14 yaş aralığındaydı.
Yeni mağdur bulanlara ödeme yapılması, ağı piramit benzeri bir yapıya dönüştürdü. Bu sistem, yalnızca bireysel suç değil, örgütlü bir insan ticareti faaliyeti olarak değerlendiriliyor.
Bilim, akademi ve “Saygınlık kalkanı”
Epstein’in en etkili stratejilerinden biri, akademi ve kültür dünyasına yatırım yapmasıydı. Bu sayede kendisine “entelektüel hayırsever” imajı kazandırdı.
Özellikle:
- Massachusetts Institute of Technology
- Harvard University
gibi kurumlarla kurduğu ilişkiler tartışma yarattı. MIT bağışları iade ederken, Harvard benzer bir adım atmadı.
Stephen Hawking, Noam Chomsky ve Steven Pinker gibi bilim insanlarıyla çekilmiş fotoğraflar, Epstein’in bu çevreleri “meşruiyet kalkanı” olarak kullandığı yorumlarına yol açtı.
Para, bilgi ve zayıf noktalar üzerine kurulu sistem
Ortaya çıkan belgeler, Epstein’in gücünün tek bir kaynaktan gelmediğini gösteriyor. Bu ağ;
- Para,
- Sosyal statü,
- Gizli bilgiler,
- İnsanların zaafları
üzerine kuruldu.
Finans dünyasından siyasete, akademiden kraliyete uzanan bu yapı, yalnızca bireysel bir suç hikâyesi değil; denetimsiz güç, şeffaflık eksikliği ve elit dayanışmasının nasıl suistimal edilebildiğinin de çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.
diyekonustu.com
Tüm Gündem Haberleri için TIKLAYIN
