BİR İNANCIN TARİHİ VE DOKTİRİNİ

Dinler tarihi uzmanı Prof. Dr. Mahmut Aydın'ın "Hristiyanlık-Tarih, İnanç ve Uygulama" başlıklı 400 sayfalık kitabı Ketebe Yayınları tarafından yayımlandı. Başta "Dinler Tarihi" ve "Hristiyanlık" alanında  ulusal ve uluslararası birçok önemli çalışmaya imza atan Prof. Dr. Mahmut Aydın tarafından kaleme alınan kitap, dinler tarihine ilgi duyan genel okuyucuya hitap ettiği kadar, akademik mecralarda da alanında kaynak kitap olarak faydalanılabilecek literal bir zenginlikle kaleme alınarak okuyucusun beğenisine sunulmuş. 


Prof. Dr. Mahmut Aydın "Hristiyanlık" dinini oluşturan tüm sosyal bileşenleri, bilimsel bir titizlikle incelediği kitabının ilk bölümünde, öncelikle Hristiyanlık dininin ortaya çıkmadan önceki  coğrafyanın toplumsal ve dinsel arka planda yer alan, Hz. İsa öncesi Filistin bölgesi ile ilgili süreçlere dikkat kesiliyor; dönemin ürettiği çeşitli teolojik yaklaşımları, bununla birlikte sosyo-kültürel, ekonomik ve politik yapıları, mevcut tüm reel şartları dikkate alarak nesnel bir şekilde betimliyor ve bilince çıkartarak Yahudilik teolojisinin Hristiyanlık ve Hz. İsa bağlamındaki önemini ana hatlarıyla bizlere aktarıyor. Prof Aydın, daha sonra Hristiyanlık dininin kurucu unsurları olan Hz İsa ve Pavlus hakkında ayrıntılı bir incelemeye girişerek, Hz. İsa ile ilgili -Pavlus öğretisi öncesi- döneme ait tarihsel görüşleri farklı bakış açılarından ele alıyor. Yazar, burada öncelikle farklı yazarların muhtelif görüşlerini de bizimle paylaşarak konuya ilişkin, çeşitli paradigmaların günümüz Hristiyanlık araştırmalarının yansımalarını da görmemize faydalı olacağını işaret ediyor. Aydın, Hz. İsa'nın insan ve peygamber olduğunu savunan  bir görüşü ise şöyle ifade ediyor: "Hz İsa'nın kendisini kendisini Tanrısal Krallık'ın kurulmasından önce gelen son derece Tanrı-bilinçli, Kutsal Ruh ile bütünleşmiş ve insanlara şifa dağıtan bir peygamber/elçi olarak gören bir kimseydi.O, özel olarak Tanrı'nın Ruhu tarafından tayin edilen, O'nun nihai idaresinin müjdeli haberlerini insanlara bildiren ve bunları uygulamaya koymaya çalışan eskatolojik bir peygamberden başka bir şey değildi."  

İLK KIRILMA NOKTASI

Mahmut Aydın,  Hristiyanlık tarihinin ilk ve belki de en önemli kırılma noktasını, yani Hz. İsa'nın "Tanrısal Krallık'ın kurulması için uğraş veren bir ölümlü bir insan- eskatolojik bir peygamberden-";"Tanrı ile aynı tözü paylaşan, ama insan ile aynı bedene sahip Tanrısal İsa'ya" dönüşüm sürecini de ayrıntılı bir şekilde bize aktarıyor. Mahmut Aydın'ın kitabı ilk sayfadan itibaren Yahudilik ve Hristiyanlık'a dair çok çok önemli bilgileri içinde içermekle birlikte, bana göre en önemli bölümlerinden bir tanesi de Hz. İsa ve öğretisinin, "Pavlus" tarafından, teolojik, politik, kültürel gerekçeler ve farklı stratejilerle, en temel öğretisine yabancılaştırılarak; "orjinal kutsal öğretisi" ile bağını koparması ve olduğundan tümüyle farklı kutsallığa (İnsandan Tanrı'ya) dönüşmesinin anlatıldığı Hz. İsa ve Pavlus'un öğretilerine dair olan bölümlerdir. Bu teolojik sapmanın, Hristiyanlığın temel kodları ve tanrısal doğruları olarak olarak kabul edilerek günümüze değin geçerliliğini sürdürdüğünü de özellikle belirtmeliyim. Okuyucuların, Hristiyanlık tarihini seyrini değiştiren bu bölümleri, Pavlus'un planlı stratejileri sonucu meydana "teolojik makas değişikliğini", sürecin bütünselliğini kavraması açısından özellikle çok dikkatli okuması gerektiğini düşünüyorum. Hristiyanlığın, teolojik öğretisinin Yahudi geleneği ile bağının tarihsel süreçteki dönüşümünü de anlatan Mahmut Aydın, daha sonra ilk Hristiyan toplumunun inşa sürecini ve ortaya çıkan anlaşmazlıkları, "yasa ve özgürlük", "otorite ve doktrin" bağlamlarında inceleyerek; erken dönem Hristiyanlığın, yayılma sürecinin altyapısını oluşturan kültürel, ekonomik ve toplumsal nedenlerini ayrıntılı olarak ele alıyor. Hristiyanlığın pagan Roma İmparatorluğu içerisinde hızlı bir şekilde yayılması ile Roma dünyasının bu yeni inanç akımının, yıkıcı potansiyeline karşı baskı ve zulüm politikaları üreterek bertaraf etmek stratejisi, kitabın bir diğer ilgi çekici bölümünü oluşturuyor. Prof. Aydın, Romalı yetkililerin, Hristiyanların yaşayış biçimlerinin, tutumlarının toplumun sağlığı ve imparatorluğun devamı için tehdit olarak gördüklerini ve bu güvenlik stratejilerin Hristiyanların  250-313 yıllları arasında Roma İmparatorluğu'nda baskı, zulümle ve ölüm korkusunu biteviye hissederek yaşamak zorunda kaldıkları tespitinde bulunuyor. Peki 250-313 yıllları arasında baskı ve zulüm politikaları ile sindirilen Hristiyanlık dini, nasıl oluyorda 70 yıl gibi kısa bir süre sonra (313 yılında) Roma İmparatorluğu'nun resmi dini olarak zaferini ilan ediyor? Prof Aydın bu soruya da Roma İmparatorluğunu değişime zorunlu klan teolojik, politik, ekonomik ve kültürel etkenleri kuşatan kapsamlı bir bakış açısı ile yanıt veriyor. 

KİLİSE'NİN BÖLÜNMESİ

Kitabın bir sonraki bölümünde ise Hristiyanlığın, Roma İmparatorluğu tarafından resmi din olarak kabul edilmesinden ardından, kültürel, politik ve teolojik meşruiyet surlarını tahkim ederek güçlenerek geniş bir coğrafyada yayılması, kilisenin gücünün farklı şehirlerde yoğunlaşarak (Roma ve İstanbul ); farklı dini ve politik iklimde şekillenen iki ayrı (Roma Katolik ve Doğu Ortadoks) kilise geleneğinin ortaya çıkmasını konu ediniliyor. Bir diğer vurgulanması gereken nokta da, Latin Kilisesi ve Papalığın ortaya çıkışına dair olan tarihsel bilgilerin önemi. Yazar Aydın'ın da özellikle vurguladığı gibi, Hristiyanlığın imparatorluğun resmi dini ilan edilmesinin ardından, Kilise'nin merkezi dinsel otorite haline gelerek hakimiyet/tahakküm/egemenlik alanlarını, politik ve ekonomik güç-iktidar odaklarını da kapsayacak derecede genişletmiş ve özellikle Hristiyan Avrupa tarihine yüzyıllarca hükmetmiş  derin ve güçlü kurumsal bir yapı haline gelmiştir. Modern zamanlarda Vatikan ve Papa, Batı medeniyetinin sürekli yeni baştan ürettiği bir popüler kültür ürünü/nesnesi haline gelmesine rağmen, Prof. Aydın bize bu durumun bir yanılsama olduğunu; Vatikan ve Papa'nın etki alanının, geçmişe nazaran bir hayli daralmasına rağmen, Hristiyanlar üzerinde etkisinin güçlü bir biçimde sürmekte olduğunu da gösteriyor. Hristiyanlığın, özellikle Avrupa'da 400-1400 yüzyılları arasında (Ortaçağ) gündelik yaşamı nasıl şekillendirdiği, insanı dünyevi ve kutsal arasında kurduğu denge ilişkisi devletleri nasıl dizayn ettiği üzerine keskin bilgiler veren Aydın, daha sonra etkisi günümüze değin devam eden ve Avrupa'da milyonlarca insanın ölümü ile sonuçlanan mezhep savaşlarının çıkmasına neden olan reform hareketlerinin, tarihsel kökenlerine inerek ayrıntılı bir politik, kültürel ve dinsel bir Avrupa panoroması çiziyor. Meraklıları için kitabın özellikle bu bölümlerini yeniden okuyacağına eminim. Çünkü Avrupa tarihinde Protestan reform hareketleri, etkisini günümüze değin sürdüren toplumsal krizlere/çalkantılara/çatışmalara/kaotik süreçlere neden olmuştur. Proteston reformu sonrası ortaya çıkan mezhep savaşları, ulusal kimliklerin oluşmasına, yeni devrimci düşüncelerin doğumuna, dinsel otoritenin gücünün zayıflaması ile seküler düşüncelerin büyük bir ivme kazanmasına ve dünyanın, "insan aklının ışığında" ampirik yöntemlerle yorumlanmaya başlaması ile Kilise'den ve bütün dinsel referanslardan yani dinin etkisinden kurtulup özgürleşme iddiasını da beraberinde getirmiştir. Bu arada kitapta gündelik hayatta sürekli kullandığımız ve dilimize pelesenk olan "seküler" kavramının Hristiyan bilinçteki etimolojik, semantik, tarihsel kökenini de öğrendim. Kavram hukuki olarak ilk kez Westfalya Antlaşması (1648) maddeleri arasında kilise arazilerinin sivil/dünyevi idareciler nezdinde dünyevi kullanıma tahsis edilerek sekülerleştirilmesi anlamında kullanılmış. Latince "saeculum" kökünden türetilen seküler sözcüğü en dar anlamıyla "dünyevi yaşam" ve "çağ" veya "içinde bulunduğumuz an" anlamlarına geliyormuş. 

Yazar Aydın'ın "Hristiyanlık" başlıklı kitabı, Hristiyanlık düşüncesinin tarihsel,politik,kültürel ve teolojik boyutlarını akademik bir metodoloji bir şekilde açıklamakla birlikte, özellikle "Hristiyan Kutsal Metinleri" ve "Hristiyan İnaç ve Uygulamaları" hakkında aktardığı bilgiler, benim gibi dinler tarihine ilgi duyan; lakin, konuya dair okumaları eksik ya da akademik donanıma/ilgilere sahip olmayan tüm okuyucuların, başkaca kaynaklara müracat etmesine gerek duymayacak denli geniş, uluslararası literatüre hakim bir uzmanlık seviyesi ile kaleme alındığını özellikle belirtmek isterim.

Kitap, Hristiyanlık dinini, ortaya çıkış öncesi koşullardan günümüze değin geçirdiği tarihsel evreleri gözden kaçırmadan bütün boyut ve katmanlarıyla derinlemesine bir analize tabi tutarak ufuk açıcı bir epistemik eyleme de dönüşüyor. Mahmut Aydın'ın bu çok kapsamlı çalışması, Türkiye'de ilahiyat alanındaki çalışmalara yeni bir soluk getirmiş.  "Hristiyan Kutsal Metinleri" ve "Hristiyan İnaç ve Uygulamaları" konu başlıklarında Prof. Dr. Mahmut Aydın, çalışmaları uluslararası arenada, karşılık bulan dinler tarihi konusunda uzman bir akademisyen olarak, bu konulara tümüyle bilimsel hassasiyet içinde yaklaşması kitabın alana ilişkin diğer çalışmalardan da belirgin bir biçimde öne çıkmasını sağlamış.

Tepkiniz nedir?

like

dislike

love

funny

angry

sad

wow