Haberin gücü adına.

  • Dolar 8.5588
  • Euro 10.1395
  • GR ALTIN 497
  • ÇEYREK 815.38

  • 15 Aralık 2020, Salı 17:13
MuratŞenel

Murat Şenel

O SOLE MİO (BENİM GÜNEŞİMSİN) Samsun...

Sevgili okurlar merhaba. Rahmetli Fesli vefat ettiğinden bu zamana, yer ve insan isimlerin gerçek anlamlarından, kökenlerinden bahseden kimse kalmadı. Ama ben ve sevgili kardeşim inşaat mühendisi Serdar BAHADIR pek çok yerleşim yerinin adını Fesli Kadir’e nazire yaparcasına inceler, bağlantı kurardık. 

Mesela eski ABD başkanı Barak OBAMA, aslen Amasya’nın Taşova ilçesindendir. Bakmayın esmer tenli olduğuna, baba tarafı Afro Amerikalıdır ama ana tarafı Amasyalı. Hem de Özbaraklı kasabasındandır. Asıl adı Özbaraklı OBAMA’dır

Yeni seçilen başkan BİDEN ise daha yakın akrabamızdır. Dedeleri Çarşambalıdır, hafta sonları bidonlarca yoğurt ve sütü İstasyon pazarına getirir satarmış. Hatta o kadar geveze imiş ki yanındaki satıcılar BAYDIN BİDON koymuşlar adını. Baydın aşağı, baydın yukarı. Yıllar sonra Amerika’ya, özgürlükler ülkesine gidince soyadını BİDEN yapmış. 

Daha ne duydunuz ki? Temel, Dursun ve İdris memleketten yanlarına mısır tohumu, karalahana tohumu ve hamsi tuzlaması alıp, takalarına binip vahşi batıya yola çıkmışlar. Ülkenin doğu sahillerinde karaya çıkmışlar. O zamanlar vahşi batı bomboş. Bir araziyi gözlerine kestirmişler ve üçü kendilerine ait alanları çevirmişler. Mısırlar ekilmiş, karalahanalar dikilmiş, ufak kulübeler yapılmış. Aradan biraz zaman geçince Temel bir bakmış ki İdris’in tarlası her yıl kendi tarlasına doğru genişliyor. 

Çağırmış İdris’i, “ula uşağum ha bu kazıklari nereden aldın? Bu kazıkları baa satsana” demiş. İdris “ormandan kestum, bilduuun kazık daa” deyince Temel kızgın bir ifadeyle “olur mu uşağum senin kazıklar yürüyii her sene benim bahçeye doğru geliyor bunlar” demiş. Başlamışlar kavgaya, araya Dursun girmiş, ayırmış eski dostları. Bakmışlar ki olacak gibi değil Dursun ile Temel eşyalarını toplamış, bir miktar daha kuzeye taşınmışlar. 

Dursun çok konuşmayan ama lakap takmayı, isim vermeyi çok seven biriymiş. Temel’e dönmüş “uşağum bu yeni yerun adı Kuzey Karalahana, İdris’in yeri de Güney Karalahana olsun daa” demiş. Tanıdık geldi mi? Bugün iki doğu eyaleti olan Kuzey Karolina ve Güney Karolina isimlerinin babası Dursun’dur. 

Bir süre sonra buradan sıkılmışlar. Mısır ekmeği yapıp, hamsi tuzlamalarını arabalarına yükleyip batıya hareket etmişler. Bir gece, geniş bir düzlükte konaklamışlar. İlk nöbeti Dursun tutuyormuş. Dursun gecenin bir vakti korkup Temel’i dürterek uyandırmaya çalışmış, Temel sinirli bir şekilde “ne var daa, ne var daa” diye bağırınca Dursun ,“korktum uşağum atların üstünde tüylü tüylü uşaklar göriyrum da” demiş. Gülerek buranın adı NEVARDA olsun (şimdiki NEVADA) demiş. 

Tekrar yola çıkmışlar. Birden bire etraflarını Özgürlükler Ülkesinin gerçek sahipleri Kızılderililer çevirmişler. Bizimkilerin yanındaki silahların mermisi bitmiş, Temel bakmış ki ölecekler, çekmiş kemençesini başlamış gıygıy da gıygıy memleket havasına… 

Düz ovada o zamana kadar hiç duyulmamış bir ses yankılanmış, Kızılderililerin atları ürkmüş, kaçışmışlar. Bizimkiler kurtulmuşlar, Dursun hemen atılmış “bu uşaklari dağıtmaya tek saz yetti ya, buranın adi TEKSAZ (şimdiki TEKSAS) olsun daa”. 

Yola devam etmişler. Kızılderililer tekrar önlerini kesmişler. Ama bu defa hazırlıklıymış adamlar. Hem kendi kulakları hem de atlarının kulakları tıkalıymış. Temel kemençeye asılmış, tık yok, saldırı devam etmiş. Tam bir Kızılderili Temel’in kafa derisini yüzecekken bizim ki bir gaz kaçırmış ki sormayın. Aylardır sadece mısır ekmeği ve hamsi yemekten bağırsaklar kimyasal silah gibiymiş. Geniş kırlara muazzam bir gaz yayılmış, atlar ve Kızılderililer bayılırken bizimkiler kaçmışlar. Dursun dönmüş “ha bu adamları bayıltmaya gazın yetti Temel. Buranın adı da laz ve gaz (şimdiki LAS VEGAS) olsun demiş. 

Hikaye bu ya, bizimkiler kaçar, Kızılderililer kovalar. Bir yerde mola vermişler, ne atlarında ne bizimkilerde derman kalmamış, yiyeceklerde bitmek üzere. Kızılderililer bir kez daha çıkmış önlerine. Bu kez daha da hazırlıklılarmış. Kulaklarda tampon, burunlarda maske, hatta tarihteki ilk maske kullanan milletin de Kızılderililer olduğu rivayet edilir. 

Temel asılmış kemençeye tık yok, adamlar geliyorlar. Salmış gazı tık yok, adamlar hala geliyorlar. Gelmişler ve bizim iki kafadarı öyle böyle değil bir güzel benzetmişler. Tam öldü diye bırakacaklarken reis kemençeyi Temel’in arkasına monte edivermiş. 

Dursun güçlükle yerinden doğrulmuş, ve gülerek, ”Temel, uşağum, buranın adı  arkan saz olsun” demiş. Yani şimdiki ARKANSAS. Yaa, bizde ne cevherler var, Fesliye rahmet okuturuz. 

Şimdi birçoğunuz diyeceksiniz başlıkla Amerikan eyaletlerinin isimlerinin ne alakası var. Var tabi, şehrin eminlerinden birisi yıllar önce bir proje firmasına bir rapor hazırlatır. Adı gibi Mert bir ırmağın üzerinde tekneler gezdirip, Eskişehir’deki Porsuk çayı gibi turizme açalım der.  Ama ilgili kurumlardaki birimler konuyu inceler, verilen görüş olumsuzdur. Kısaca derler ki, bu ırmak çok dik vadilerden doğar, çok büyük yağış alanı vardır. Dünyanın her yerinde köprüler nehirlerden yüksek yapılır, siz Karadeniz fıkrası gibi merdivenle inilen köprü yaptınız, altı köprünün ayakları birbirine engel, bu işi yaparsanız çok zarar verirsiniz etrafa. Bir sel gelirse, tekneleri de, içindekileri de alır, Karadeniz’e döker. Tıpkı İncirli deresine yapılan adı aşk dolu AVM’nin başına gelen gibi. 

Babalar gününde çocuklar bana bir ayakkabı almıştılar. Ayağıma olmadı, bir büyük numarası yoktu, eskiyi teslim ettik, ama fiş almadık, yenisini bir hafta sonra alacağız. Biz yenisini beklerken 2012 yılındaki felaket yaşandı ve bizim ayakkabı mağazalardaki tüm malzemeler ile birlikte Karadeniz’de Ukrayna’ya doğru yüzerken görülmüştü. 

Söz konusu rapor yazılalı ve teklif ret edileli 12 yıl geçmiş, köprüler yine aynen yerinde, durum daha da olumsuz bir halde iken yeni şehir emini bu projenin yeniden hayata geçirileceğini duyurdu, “Mert ırmağında gondol gezdireceğiz, Porsuk çayı gibi olacak, turizme açacağız.” 

Venedik şehrine gidenleriniz bilir, gidemeyenler mutlaka filmlerde görmüştür, kent sular altındadır, yaklaşık yüz adet köprüsü vardır. Yaklaşık bir saatlik turda bu köprülerin altından O Sole Mio adlı Benim Güneşim şarkısı başta olmak üzere pek çok şarkı söyleyen gondolcu eşliğinde şehri yüklü bir miktarda paraya gezersiniz. Ama hiçbir köprüye başınız bile değmez. Bu şarkıyı yıllar sonra Elvis PRESLEY İt’s Now Or Never (şimdi ya da asla) adıyla yeni sözlerle dünyaya yaymış, hatta İbrahim TATLISES bile söylemiştir. Rivayet odur ki İbo’dan sonra Venedik illerinde gondollarda O Sole Mio söylemek yasaklanmıştır.  

Bu çılgın proje yapılabilir mi? Yapılır yapılmasına da taşkın önlem imkanlarınız çok kısıtlı olduğu bir ırmaktan bahsedince yapılmasa daha iyi olur diyesi geliyor insanın. Ama ısrarla yapacağız derlerse birer gondol alıp, İlkadım ilçesinin adını Venedik yapıp O Sole Mio adlı şarkıyı öğrenmeye başlamak lazım. 

Çok riskler taşıyan, çok titiz inceleme gerektiren bir projede eski raporları ve yazışmaları, şehrin çehresini değiştirmeye çalışan yeni başkana birileri göstermeli sanırım. Aksi takdirde, Mert Irmağında önceki yıllarda yaşananları unutup, yeni sel türküleri ve ağıtları söyleriz artık. 

Kalın sağlıcakla…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık