• Dolar 7.3734
  • Euro 8.989
  • GR ALTIN 420.06
  • ÇEYREK 690.51

  • 22 Aralık 2020, Salı 18:01
ErdalMoral

Erdal Moral

Biraz daha neoliberalizm

Çok uluslu şirketlerin popüler kültür üzerinden görünür olan temsilcileri, artık doğanın tüm insanların hizmetine karşılıksızca sunduğu ve yaşamsal öneme haiz olan doğal kaynakların, artık sadece uluslararası şirketlerin kontrolünde, özelleştirilebilen ticari bir meta olmasını gerektiği yüksek sesle dile getiriyor.

Piyasa kapitalizminin, tüm insanlığa ait olanı kontrol altına almak gibi insanı ürküten bu korkunç projesine karşın, sosyo-ekonomik, politik ve kültürel teşhis/tahlil/çözümleme/ayrıştırma çalşmaları ile, başta hukuksal yollar olmak üzere alternatif sınıfsal ve kitlesel mücadele yöntemleri üretilmek zorundadır.

Bu vahim gelişmelerde asıl dikkat çekici olgu ise, dünyanın yeni sahipleri olan küresel şirketlerin ve neoliberal aklın ifade ettiği gibi kapitalizmin kattetiği mesafenin sınırlarının nerelere ulaştığıdır. Ünlü Alman filozof Karl Marx: "İlk bakışta bir meta çok önemsiz ve kolayca anlaşılır bir şey gibi gelir. Oysa metanın tahlili aslında onun metafizik incelikler ve teolojik süslerle dolu, pek garip bir şey olduğunu göstermiştir,"diyordu Pre-kapitalist toplumlarda toplumsal sömürü, bir nedensellik perdesi arkasına gizlenme gereği görmeden, herkesin gözleri önünde ve acımasızca yapılıyordu.

Feodalizmin çözülmesi ve bir sonraki toplumsal aşama/örgütlenme biçimi olan "Burjuva" toplumunda ise sömürü açık, cisimleştirilebilir ve anlaşılabilir bir şekilde yapılmak yerine perdelenip/gizleniyor ve toplumsal ve bireysel bilinçlere çıkartılıp formülize edilmesi güç bir iktidar ilişkileri biçimine dönüştürülüyordu.

Burjuva toplumundan, uluslararası piyasa kapitalizmine uzanan toplumsal değişimlerde ise, kavramlar içerik olarak sürekli farklı göstergeleri imlerken, neoliberal rasyonaliteye zamanüstü bir ekonomik insan standardı oluşturmuştur. Ekonomist yazar Brown'a göre çağdaş neoliberal rasyonalite salt zamandışı bir ekonomik insan figürünü seferber edip kapsamını genişletmekle yetinmiyor. Oysa Homo economicusun yüzyıllar içinde sabit kalmış bir şekli şemali yoktur.

Adam Smith’in iki yüzyıl önce çizdiği meşhur portre, mübadele yoluyla dur durak demeden kendi çıkarlarının peşinden koşan bir tüccar veya ticaret erbabıdır. Yüz yıl önce Jeremy Bentham homo economicus ilkesini yeni baştan, acıdan kaçınma ve haz peşinde koşma, yahut sonu gelmeyen maliyet,fayda hesapları olarak tasavvur etmiştir. Otuz yıl önce, neoliberal çağın şafağında, homo economicusa yine çıkar ve kâr arayışı yön veriyordu; ama artık her noktada girişimci halini almıştı ve insan sermayesi diye formüle ediliyordu.

Foucault'nun tabiriyle, özne toplumsal bünyenin içinde yayılan ve çoğalan girişim biçimine tabiydi artık.Günümüzde homo economicus bu girişimciliğin bazı yönlerini hâlâ barındırıyor, ama önemli bir değişimden geçip finansallaşmış insan sermayesi halini almış durumda: Fiili veya mecazi kredi puanından gözünü ayırmadan kendi değerini artıracak veya yatırımcı çekecek şekilde kendi kendine yatırım yapmak, bunu varoluşu oluşturan bütün alanlarda yapmak gibi bir projesi var.

Brown'a göre, neoliberal rasyonalitenin çağımızda öznelere uyguladığı "ekonomikleştirme” en az üç bakımdan diğerlerinden ayırıyor. Birincisi klasik ekonomik liberalizmin aksine, burada her yerde ve sadece homo economicus durumundayızdır. Neoliberalizmin siyasi ve toplumsal düşünceye getirdiği yeniliklerden biri budur ve en tahripkâr unsurları arasındadır.

Adam Smith, Nassau Senior, Jean Baptiste Say, David Ricardo ve James Steuart ekonomik hayatla siyasi hayat arasındaki ilişkiye dikkatle eğilirken, hiçbir zaman ikincisini ilkine indirgememiş yahut iktisadın diğer varoluş sahalarını kendi terimleri ve ölçüm sistemleri uyarınca yeniden inşa edebileceğini tahayyül etmemişlerdir. Hatta bu isimlerden bazıları, ekonominin siyasi ve tabii ahlaki ve etik hayat üstündeki nüfuzunun fazla artmasının tehlikesine veya uygunsuzluğuna dikkat çekmiştir.

İkincisi, neoliberal homo oeconomicus bir mübadele veya çıkar figürü değildir, kendi rekabet konumunu güçlendirmeye ve değerinin bilinmesini sağlamaya çalışan insan sermayesi biçiminde şekillenmektedir. Bu da yenidir ve neoliberal özneyi klasik veya neoklasik iktisatçıların, ama aynı zamanda Jeremy Bentham, Karl Marx, Karl Polanyi veya Albert O. Hirschman'ın çizdiği özne figüründen ayırır.

Bununla bağlantılı üçüncü ayrım, günümüzde insan sermayesi ve onun faaliyet alanları için sadece üretim ve girişimci sermayesinin değil, giderek daha ziyade finans veya yatırım sermayesinin model alınıyor olmasıdır. Kârlı mübadeleye, aktifleri ve uğraşlarını girişime dönüştürmesine dayanan piyasacılık büsbütün kaybolmuş değildir, halen günümüz insan sermayesinin ve yaptıklarının bir parçasıdır.

Ancak Michel Feher’in savunduğu gibi, insan sermayesi biçimindeki homo oeconomicus gitgide daha ziyade hayatının tüm alanlarında kendi portföy değerini artırmakla ilgilenmekte; bu faaliyet kendi kendine yatırım yapma ve yatırımcı çekme pratikleriyle gerçekleştirilmektedir. Sosyal medyadaki “takipçiler", "beğeniler” veya “retweetler'le olsun, her faaliyet ve saha için belirlenen puan ve sıralamalar yoluyla olsun, doğrudan parasallaştırılan pratiklerle olsun, eğitim, öğretim, boş zaman, üreme, tüketim ve dahası, giderek daha ziyade benliğin gelecekteki değerini artırmakla bağlantılı stratejik karar ve pratikler biçiminde yapılandırılmaktadır.
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

BUGÜN SEÇİM OLSA OYUNUZ KİME OLUR?

yukarı çık