İran’da iki haftadır süren kitlesel protestolar sırasında güvenlik güçlerinin en sert müdahalelerinden birinin yaşandığına dair çarpıcı iddialar gündeme geldi. Ülkede iletişimin büyük ölçüde kesilmesine rağmen ortaya çıkan görüntüler ve tanık anlatımları, silahsız göstericilere gerçek mermiyle ateş açıldığını ortaya koyuyor.
Daha fazla oku
Tanıklar, güvenlik güçlerinin zaman zaman otomatik silahlar kullandığını, bazı bölgelerde ise kalabalıklara ayrım gözetmeksizin ateş edildiğini aktarıyor. Hastanelerde görev yapan sağlık çalışanları, ilk günlerde saçma ve plastik mermi yaralanmalarıyla gelen protestocuların artık kurşun yaraları ve kafa travmalarıyla getirildiğini belirtiyor. Bir doktor, yaşananları “toplu can kaybı durumu” olarak tanımladı.
Ceset torbaları ve morg görüntüleri
Sosyal medyaya yansıyan ve bağımsız kaynaklarca doğrulanan görüntülerde, morgların önünde üst üste dizilmiş ceset torbaları dikkat çekiyor. Bazı videolarda ailelerin, fermuarı açık torbalar içindeki yakınlarının başında gözyaşı döktüğü görülüyor.
İran devlet televizyonu da morglardan görüntüler yayınladı. Yayında protestoların “toplumsal kaos yarattığı” savunulurken, hayatını kaybedenlerin sorumluluğu göstericilere yüklendi. Ancak hem iktidar yanlıları hem de rejim karşıtları, ülkede yaşanan şiddetin son yıllarda görülmemiş boyutlara ulaştığı konusunda hemfikir.
Ölü sayısı belirsiz, rakamlar ürkütücü

Ülke genelinde hayatını kaybedenlerin net sayısı bilinmiyor. İnsan hakları örgütleri, iletişim engelleri nedeniyle bilgi toplamakta zorlandıklarını ancak şu ana kadar yüzlerce ölüm tespit ettiklerini belirtiyor.
ABD’li yetkililere göre Amerikan istihbaratının ihtiyatlı tahminleri bile ölü sayısının 600’ü aştığını gösteriyor. İran Sağlık Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili ise ismini açıklamadan yaptığı değerlendirmede, ülke genelinde yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiğini, bu sayıya yüzlerce güvenlik görevlisinin de dahil olduğunu öne sürdü.
Bu rakamların doğrulanması halinde, söz konusu bilanço İran’ın yakın tarihindeki en ağır can kayıplarından biri olarak kayda geçecek.
Keskin nişancılar ve makineli tüfek iddiaları
Görgü tanıkları, Tahran’ın farklı bölgelerinde binaların çatılarında konuşlanan keskin nişancıların kalabalıklara ateş açtığını anlatıyor. Birçok protestonun dakikalar içinde panik ve kaosa dönüştüğü, kurşunların insanların baş ve gövdelerine isabet ettiği ifade ediliyor.

Bazı hastanelerde bir saat içinde onlarca silahlı yaralının getirildiği, kimi hastaların hastaneye ulaştıklarında hayatını kaybettiği bildiriliyor. Doktorlar, birçok yaralının yakın mesafeden vurulduğunu belirtiyor.
Hastanelerde gözaltı iddiaları
İnsan hakları savunucuları, bazı hastanelerin güvenlik güçlerince kontrol altına alındığını ve yaralı protestocuların tedavi edilmeden veya tedavinin hemen ardından gözaltına alındığını öne sürüyor. Bazı ailelerin, yakınlarını kurtarmak için hastanelerden gizlice kaçırmaya çalıştığı da aktarılan iddialar arasında.
Hayatını kaybedenlerin ailelerine ise, ölümlerin “teröristler” tarafından gerçekleştirildiğini kabul ettiklerine dair baskı yapıldığı öne sürülüyor.
Protestolar duracak mı?

Yetkililer sert müdahalenin protestoları bastıracağını savunurken, sahadaki tanıklar bunun tersine işaret ediyor. Tahran’da yaşayan bir iş insanı, “İnsanlar artık korkmuyor. Bu yaşananlar protestoları durdurmaz” sözleriyle durumu özetliyor.
İletişim kısıtlamaları nedeniyle ülkeden gelen görüntüler azalsa da, ortaya çıkan bilgiler İran’da son yılların en kanlı baskı sürecinin yaşandığına işaret ediyor.
