Ouroboros: Sonsuzluğun simgesi kendini yiyen yılan

01.08.2025 | 16:28
Ouroboros: Sonsuzluğun simgesi kendini yiyen yılan

Antik dönemlerden günümüze uzanan güçlü bir simge olan Ouroboros, kuyruğunu ısırarak kendi bedenini yiyen dairesel bir yılan ya da ejderha figürüdür. Başta mitoloji ve felsefe olmak üzere birçok alanda yer bulan bu sembol, sonsuzluk, yeniden doğuş ve döngüsellik gibi temaları temsil ediyor.

Ouroboros’un tarihi, Antik Mısır’a kadar uzanıyor. En erken örneklerinden biri, M.Ö. 14. yüzyılda hüküm süren Firavun Tutankhamun’un mezar yazıtlarında görülüyor. Daha sonra Antik Yunan kültüründe ve simya metinlerinde yeniden karşımıza çıkan figür, özellikle Hermetik felsefe ve Orta Çağ simyası için önemli bir sembol haline geldi.

Simyacılar için Ouroboros, evrendeki dönüşüm sürecini ve varlığın kendi içine kapanarak değişime uğramasını simgeliyor. Ünlü psikolog Carl Jung ise bu sembolü insanın içsel bütünlüğe ulaşma çabası olarak yorumladı.

Ouroboros, yalnızca antik metinlerde değil, günümüzde popüler kültürün de önemli bir parçası. Sinema, edebiyat ve video oyunlarında sıkça karşımıza çıkan figür, özellikle zaman döngüsü, kaçınılmaz kader ya da kendi kendini tüketen sistemler gibi temaları yansıtmak için kullanılıyor. Ayrıca, “Ouroboros” ismi, modern blokzincir teknolojilerinde de bir algoritmaya adını verdi.

Etimolojik olarak Yunanca “oura” (kuyruk) ve “boros” (yiyen) kelimelerinden türetilen Ouroboros, her çağda farklı anlamlar yüklenen çok katmanlı bir sembol olmayı sürdürüyor.