TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, yedinci toplantı için bir araya geldi. Yaklaşık 5 saat süren komisyonun yedinci toplantısına TBMM eski başkanları çağırıldı.
Toplantıya, TBMM eski başkanlarından Hikmet Çetin, Ömer İzgi, Bülent Arınç, Köksal Toptan, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, İsmet Yılmaz, İsmail Kahraman, Binali Yıldırım ve Mustafa Şentop katıldı. Üç eski TBMM başkanının ise sağlık sorunları nedeniyle komisyona katılamadığı bildirildi.
İlk sözü, TBMM’nin 20’nci Dönem Başkanı Hikmet Çetin aldı. Çetin, sürece destek olan Devlet Bahçeli’yi kutlayarak sözlerine başladı. Suça bulaşmamış PKK mensuplarının affedilmesi gerektiğini söyleyen Çetin, “Suça bulaşmış olanları ise affetmek çok zor. Toplum içinde dolaşamazlar” dedi.
“HALKLAR ARASINDA SORUN YOK”
Dağda bulunan ve suça bulaşan PKK’lilerin yurtdışına gönderilmesi gerektiğini kaydeden Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bana zaman zaman, ‘Kürt devleti kurulacak mı?’ diye sorarlar. Türk ile Kürt, Amerika’nın siyahı ve beyazı gibi değil. Dil ve kültür aynı. Şimdiye kadar, özellikle güney bölgesindeki otellerin sahipleri Kürtlerdir. Terör ayrı, halkın davranışları ayrı. Halklar arasında bir şey yok.”
“ÖCALAN’A MEKTUP GÖNDERİLDİ”
Çetin, silah bırakan PKK’lilerin Abdullah Öcalan’a mektup yazdığını duyduğunu anlattı. Mektubun içeriğini görmediğini ifade eden Çetin, “Umarım şu anda adada olanlar bu konuyu öğrenip kamuoyuna açıklar” diye konuştu. Kürt devletinin kurulup kurulmayacağını soranlara, “Kurulabilir ama Türkiye bunun içinde olmaz” dediğini kaydeden Çetin, herhangi bir eyleme karışmamış PKK’lilerin affedilmesi ancak eyleme katılanların yargılanması gerektiği görüşünü tekrar etti.
“ANAYASA DA DEĞİŞTİRİLEBİLİR”
Çetin’in ardından, 21’inci Meclis Başkanı Ömer İzgi söz hakkını kullandı. Çocukken PKK tarafından kaçırılan ancak eline silah almayanların hukuki durumları ile ilgili çalışmalar yapılması gerektiğini kaydeden İzgi, “TBMM’nin temel görevi tam da bundan ibarettir. Bu özel durumu fırsat sayarcasına başka talepleri olanlara kulak verilmesi, süreci sekteye uğratır. Suç işleyen herkes, mutlaka cezasını çekecektir” görüşünü dile getirdi.
İzgi, sürece yönelik yasa çıkarma yetkisinin TBMM’de olduğunun altını çizerek, “Anayasa değişikliği yapılması gerekiyorsa o da yapılmalıdır. TBMM’nin yapamayacağı bir şey yoktur. Ancak Anayasa’nın ilk üç maddesi ve ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyen altıncı maddesi değiştirilemez” yorumunu yaptı.
ARINÇ: KURU HAMASETLE YOLA ÇIKILMAZ
Komisyonda söz alan üçüncü isim Bülent Arınç oldu. Arınç, belediye başkanlarının, milletvekillerinin tutuklandığını hatırlatarak Kürtlerin esas olarak eşit vatandaş olmak istediklerini belirtti. Kuru hamasetle yola çıkılamayacağını kaydeden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geldiğimiz nokta denizin bittiği, geminin karaya vurduğu bir noktadır. Eli yukarıdan tutarak başlatan Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanının kararlılığı iradesi ve komisyonun çalışmaları işin yürütücüsü olacaktı. En çok DEM’den çekiniyorduk, DEM öncü oldu, takdir ediyorum.”
DEP eski milletvekili Orhan Doğan, Selim Sadak, Hatip Dicle ve Leyla Zana ile yıllar önce birlikte siyaset yaptıklarını belirten Arınç, yurt dışına gitmek zorunda kalan Selim Sadak’ın hasta olduğunu öğrendiğini söyledi ve Sadak ile yurt dışındaki siyasetçilerin ülkelerine dönmeleri gerektiğini kaydetti.
ANAYASA’YA UYULMALI
Türkiye’nin yüzde 90’ının süreci onayladığını savunan Arınç, mevcut Anayasa’ya uyulmamasını eleştirdi. Türkiye’nin çağdaş bir Anayasa’ya ihtiyacı olduğunu belirten Arınç, şunları dile getirdi:
“Bugünkü Anayasa’nın işimize gelen maddelerini başımızın üstünde taşıyıp da işimize yaramayanları kenara koymayı doğru bulmuyorum. Yeni ve çağdaş bir Anayasa, temel haklar ve görevler noktasında özgürlükçü bir anayasaya elbette ihtiyaç var. Ama bu komisyonun görevi yeni bir anayasa yapmak değil. Bugünkü bazı sorunların, iç cepheyi tahkim etme noktasında yerine getirilmesi gerekir. Ekonomide sorunlar var, bugün ekonominin başında olan kişiler kendilerine göre bazı kararlar almışlar. Ona da saygı duymak zorundayız.”
Arınç, İçişleri Bakanlığı eski bakanı Süleyman Soylu’nun sözlerine atıf yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Suriye’deki gelişmeler bu süreci çok yakından ilgilendiriyor. Artık Türkiye’de terörist sayısı o kadar azalmıştı ki neredeyse ayakkabı numaralarını biliyorduk. Suriye’de ise yeni bir süreç var, Suriye’deki gelişmeler noktasında da Türkiye’nin dış politikasını önemli buluyorum.”
UMUT HAKKI
Arınç’ın konuşmasına dile getirdiği talepler de dikkati çekti. AYM ve AİHM kararlarına uyulması gerektiğini kaydeden Arınç, aralarında umut hakkının da olduğu diğer taleplerini ise tutanaklara şöyle geçirdi:
- Umut hakkı mutlaka uygulanmalıdır.
- Genel bir affa zaruri ihtiyaç olarak bakıyorum.
- KHK ile ihraç edilenler, görevlerine iade edilmelidir.

ŞAHİN: ACELE ETMEK GEREKİR
TBMM 24’üncü Başkanı Mehmet Ali Şahin, komisyonun asıl gündemde kalması ve “Hariçten okunan gazellere itibar etmemesi” gerektiğini bildirdi. Komisyonun tek hedefinin, “Terörsüz Türkiye” olması gerektiğini belirten Şahin, geçmişte Anayasa Komisyonu’nun oy birliği şartı nedeniyle sonuç alamadığını kaydederek komisyonun nitelikli çoğunluk kararını almasını olumlu bulduğunu vurguladı.
Şahin, “Hayırlı işler için acele edilmesi” gerektiğini de söyleyerek, sözlerini şöyle noktaladı:
“Terörsüz Türkiye hedefi hayırlı bir iştir. Biraz acele etmekte yarar var. Bizi dinliyorsunuz, kimleri dinleyeceksiniz bilmiyorum ama bu dinleme faslı bir an önce bitmeli. Böyle devam ederse iş tavsar diye endişe duyuyorum. Bir an önce işin özüne girmelisiniz. İnfaz kanununda, ceza kanununda değişiklik yapılacak mı? Bunlar sizin işiniz.”
ÇİÇEK: HER KONUYU KONUŞMAYA KALKTIĞIMIZDA BAŞKA SORUNLAR ÇIKAR
İkinci oturumda ilk sözü alan Cemil Çiçek, sorun tanımlanmadan üzerinde çözüm üretilmesinin mümkün olmadığını kaydederek, “Biz bu komisyonda bir konuyu mu çok konuyu mu yoksa her konuyu mu konuşacağız?” diye sordu. Komisyonun yalnızca bir konuyu konuşması gerektiğini ifade eden Çiçek, değerlendirmelerini şu sözlerle paylaştı:
“Her konuyu konuşmaya kalktığımızda burada başka sorunlar çıkar. Bu komisyon İnfaz Kanunu’ndaki değişiklik ile ilgili öneriler yapacak bir komisyon mu? Onu Adalet Komisyonu da yapardı. Vatandaşların bir kısmı komisyonu önemsiyor ama öbür tarafta da birçok soru işareti var. Bu kafa karışıklığının nedeni, komisyonun göreviyle ilgili muğlaklıklardır. Komisyonun öncelikle bunları gidermesi gerekiyor. Türkiye’de görev yapan yabancı misyon şeflerinin her hafta bir farklı görüşünü açıklaması kafa karışıklığını artırıyor. Komisyonun, kapalı kapılar arkasında yapılan anlaşmaları meşru kılmak için çalıştığı yönünde düşünceler de var. Komisyonda her kafadan bir ses çıkmasını engellemek gerekiyor. Herkes aklına ne geliyorsa söylüyor.
‘SORUN EVRENSEL’
Terör meselesi artık yalnızca Türkiye sınırları içinde can yakan bir sorun değil. Sorun evrensel hale gelmiştir. Dışarıdaki gelişmeler dikkate alınmadan içeride alınan çözümler, bir süre sonra başka sorunlara yol açabilir. Silah bırakmanın muhatabı kim? KCK ve Suriye’nin kuzeyindeki yapılar bu işin içinde var mı? Bunları netleştirmek gerekiyor. Terör meselesinde dış destek kesilmeden başarı elde edilememiştir. Bunların da kesilmesi gerekiyor.”
İSMAİL KAHRAMAN: 15 TEMMUZ RUHUNU YAKALAMALIYIZ
27’nci Meclis Başkanı İsmail Kahraman, “15 Temmuz’da tüm siyasi partilerin tek vücut olduğunu” söyleyerek, TBMM’de kurulan çözüm komisyonunda da “15 Temmuz ruhunun” yakalanması gerektiğini savundu. 21 Mart 2015’te Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın mektubu okunduğunda güzel bir hava oluştuğunu belirten Kahraman, “Dış mihrakların süreci karıştırdığını” ve geçmiş çözüm girişimlerinin bu nedenle başarıya ulaşamadığını öne sürdü.
YILDIRIM’DAN ‘VATANDAŞLIK TANIMI’ ÖNERİSİ: KAPSAYICI ŞEKİLDE GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Binali Yıldırım ise Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin kırmızı çizgilerinin tartışmaya kapalı olduğunu dile getirdi.
BirGün‘de yer alan habere göre: Cumhuriyet’in temel değerlerinden verilecek taviz ile barışın tesis edilemeyeceğini kaydeden Yıldırım, şunları kaydetti:
“Kırmızı çizgileri net şekilde ortaya koyduk. Vatandaşlık tanımının kapsayıcı bir şekilde gözden geçirilmesi, güncellenmesi gerekmektedir. Etnik kimlik esasında değil, anayasal vatandaşlık vazgeçilmez bir hakikattir. Ama bu hakikat anayasamızın ilk dört maddesiyle çelişmemelidir. Adem-î merkeziyetçi olarak da tanımlanan bu yapı sadece idari bir yapılanmadır siyasi ve federal düşüncelere tamamen kapalıdır. Kaynakları ve yetkileri artırılmış belediyeler milletin ihtiyaçlarını daha hızlı ve kolay karşılar. Ayrışmayı değil bütünleşmeyi artırır. Bu adımlar ayrıştırıcı değil bilakis tarihin bize yüklediği sorumluluğa uygun bütünleştirici adımlardır.”
Yıldırım, yeni, sivil ve katılımcı bir anayasa gerektiğini de sözlerine ekledi. 2000’li yıllardan önce uygulanan inkar ve imha politikasının AKP hükümetleri döneminde sona erdirildiğini savunan Yıldırım, ‘terör’ konusunun yalnızca Irak kırsalında görülmesini de hata olarak nitelendirdi. Suriye’deki yapılanmaların da ‘Terörsüz Türkiye projesi’ içinde önemle dikkate alınması gerektiğini ifade eden Yıldırım, “Kendini fesheden bir terör örgütü başka bir isimle karşımıza çıkarsa bu tehlikeli olur. Emperyalist devletlerin ikircikli açıklamalarını da dikkatle izlemeliyiz” ifadelerini kullandı.
ŞENTOP: SÜREYE VE TAKİBE BAĞLI BİR AF SAĞLANABİLİR
27’nci Dönem Meclis Başkanı Mustafa Şentop ise sürecin şeffaf, hesap verebilir ve Meclis denetiminde olmasının önemine dikkati çekti. Öcalan’ın silah bırakma çağrısının zorlama yorumlarla değersizleştirilmesine izin verilmemesi gerektiğini dile getiren Şentop, önerilerini şöyle sıraladı:
“Silah bırakma süreci iyi planlanmalıdır. İlk adım tatmin edici şekilde atılmalıdır. Silah bırakan örgüt mensuplarının topluma kazandırılması çalışmaları da elbette gündeme gelebilir. Süresiz bir af yerine, belirli süreli süreye bağlı takibe bağlı bir af sağlanabilir. Demokrasinin ve hukukun geliştirilmesi ve istikrarlı hale getirilmesinin gerektiği kanaatindeyim. Bu, komisyonun odağının dağılmaması açısından sonraki aşamada gündeme alınmalıdır. Toplumsal barış ve toplumda devletin barışması konusunda bir adım atılmalıdır.”
KURTULMUŞ’TAN UYARI
TBMM Başkanı ve Komisyon Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Meclis başkanlarının taleplerinin ortaklaştığına dikkati çekti. Sürece zarar vermek isteyen kesimler olduğunu anlatan Kurtulmuş, toplantıyı şu sözlerle kapattı:
“Sürece zarar vermek isteyen kesimlerin olduğunu, hatta bu toplantı halka açık şekilde gerçekleştirildiği için klavyelerin başında, ‘Bu toplantıya nasıl müdahale oluruz’ diye bekleyenler olduğunu görüyoruz. Komisyonda herkes tekliflerini dile getirdi. Hiç kimse bugün burada sanki bir yasa üzerinde çalışılıyormuş gibi bir algı oluşturmaya kalkmasın.”
diyekonustu.com
