Mustafa Kemal, Samsun’dan İstanbul’a ilk raporlarını bugün 20 Mayıs 1919’da göndermeye başladı.
1-Sadarete Telgrafı: İzmir’in işgali, yakından temasta bulunduğum milleti ve orduyu, tasavvur ve tasvir edilemeyecek derecede üzmüştür. Ne millet, ne ordu, varlığına karşı yapılan bu haksız saldırıyı hazm ve kabul etmeyecektir.
2-Sadrazamlık ve Harbiye Nezareti’ne telgrafında İngilizlerin Samsun’a asker çıkarmalarının görevini güçleştirdiğini bildirdi. Bunlara engel olunmasını ve siyasi durumdan gerektikçe kendisinin haberdar edilmesini istedi.
Mustafa Kemal, 20 Mayıs’ta Damat Ferit’e 19 tarihli genelgesinin Yunan askerlerinin çıkarılmasına karşı “avutucu olduğunu” söylediği gibi, ordunun “Yüce Padişah’a… tam bir bağlılık” beslediği, yeni hükûmetin “ulusun haklarını koruyacağına inancı” olduğu güvencesini verdi.


SAMSUNLU BİR MEMURUN ANILARINDA MUSTAFA KEMAL
Mustafa Kemal Paşa 20 Mayıs Salı günü Hükûmet Konağı’nı ziyaret etti. Samsunlu memur Ahmet Naci (Cihan)Bey anılarında durumu şöyle tasvir eder:
“…O tarihte Adliye Dairesi alt kattaydı. Eski Tophane cihetine doğru olan kapının balkonundan denizi seyrederken havuza doğru hükûmete girecek bahçe kapısının bir tarafında Polis Müdiriyeti binası olarak muvakkaten yapılmış iki katlı ahşap binanın önünde 5-6 polis memurunun tekerli kolda sıralanmış olduklarını görünce dikkatimi çekti. Beş on dakika sonra aynı kapıdan içeri giren sivil orta boylu ve siyah kalpaklı elinde bastonlu bir şahsa selam verdiklerini ve polislerin selamını alan bu zat benim olduğum balkonun merdivenine doğru ilerleyerek yanımdan geçip ve kapıdan içeri girerek mutasarrıflık makamına çıkan üst kat merdivenlerinden yukarı çıkmaya başladı.
…Mustafa Kemal Paşa tüm memurları hûkumette toplayıp bir saaat kadar konuştu. Sonra polisleri teftiş edeceğini bildirmiş ve polisler o vakitler polis idaresine dikey olarak dizilmiş, birer birer teftiş edilmiş ve her biriyle tek tek ilgilenerek: “Vazifelerinin mühim ve mukaddes olduğu asayişin idare ve istikrarının ihtimamı için çok fazla gayret gösterilmeyi gerekli bulunduğu” hakkında veciz beyanattan sonra otomobil ile belediyeye teşrif etti. Belediye Başkanı Ahmed Efendi ve meclis azaları ile görüşerek Samsun’un nüfusu, nüfusun dağılımı, göç durumu konularında bilgi aldı.
Mustafa Kemal Paşa daha sonra Dahiliye Nezareti’ne bir telgraf çekerek İstanbul’a giden Samsun Mutasarrıfı Ethem Fehmi Bey’in yerine vekaleten kolordu komutanını getirmek istediğini bildirerek izin istedi.

Samsun Hükümet Konağı

Samsun Belediye Binası

SAMSUN VE MUSTAFA KEMAL’İN HİKAYESİ
Yollar vardır, meçhulün önümüze serdiği çizgilerdir. Bu yollarda yolcu, talihinin tezgahında kendi kaderini dokur. Mustafa Kemal’in Samsun’da başlayan, Erzurum’a, Sivas’a uzanan Ankara’da uzunca bir duraklamadan sonra İzmir’e varan yolculuğunun havasını duymak için onun açtığı bu yolları fersah fersah adım adım aşmalıdır. Onun geçtiği dağlardan, geçitlerden geçip onun kaldığı evlerin, odaların, onun girip çıktığı, onun düşündüğü, konuştuğu yerlerin, yapıların havasını teneffüs etmelidir. Ancak böylelikle biz, onun çıktığı yolculukta onu izlemiş oluruz.
Samsun, şirin bir Karadeniz kasabasıdır. Etekleri denize kadar inen renkli bir sırta yaslanır. Bu eteklerde Samsun; evleri, caddeleriyle kademe kademe serilir. Şehrin doğusu yeşil bir ovacık halindedir. Bu ovacığın bittiği yerlerden iç yaylaya doğru tatlı meyilli yamaçlar başlar. Bu yamaçlarda ya yeşillikler içinde köyler görünür ya topağaçlıklar, orman kalıntıları, sırtları, tepeleri süsler. Daha arkada dalga dağla dağ şeritleri vardır. Bunlar bazen çıplak, bazen ağaçlık fakat her zaman yeşil veya mavi bir doğa dekoru halinde birbirleri ardınca yükselirler.
Karadeniz kıyısında Samsun’dan başlayıp İç Anadolu yaylasına çıkan yollar, işte bu dağları aşarlar. Orta Anadolu yaylasının Malatya, Sivas yönünden olsun Ankara, Çorum yönünden olsun gelen yollar gene bu dağlardan geçitlerden uzanıp Samsun’da denize açılırlar.
Samsun’a gemiler yanaşamazdı. Vapurlar açıkta demirlerdi. Hatta azılı fırtınalarda Samsun’da hiç durmadan geçer giderlerdi. Orta dalgalı havalarda ise gemilerden yolcuları usta kayıkçılar kaparak alırlardı. Böyle havalarda karaya çıkmak isteyen yolcunun gözünü kapayış kendisini Samsun kayıkçılarının deniz akrobatlıklarına teslim etmesi lazım gelirdi. Netice bir şans işiydi. Hem de tehlikeli bir şans işi.
1919 Mayıs’ında Mustafa Kemal’in bu kıyılara ayak bastığı sırada, Samsun’dan batıya Sinop, doğuda Trabzon yalılarına karadan ulaşılmaz mesafeler olarak bakılırdı. Yüzyıllardan beri Türklerin hâkim olduğu Samsun 19 Mayıs 1919’da bizim son tarih devremize damgasını vuran yeni bir yolculuğun başlangıç noktası oldu. Mustafa Kemal’in karaya ayak bastığı dar, uzunca iskele dili, Samsun kıyısının tek çıkış rampasıydı.
Mustafa Kemal’in hikayesini canlandırmak için onun yolculuğunu, işte bu kıyı noktasından başlayarak onun geçtiği yollarda onun barındığı çatılar altında onun teneffüs ettiği havayı koklayarak yaşamak lazımdır. (Şevket Süreyya Aydemir)
Kaynakça:
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Cilt II, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2016.
Dürdane Şahin, Mustafa Kemal’in Samsun Ziyaretleri, Ondokuz Mayıs Ünv. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Samsun, 2011.
Baki Sarısakal, Belge ve Tanıklarla Samsun’dan Ankara’ya, Cilt,1, Samsun Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Samsun, 2008.
Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Günlüğü I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1993.
Gotthard Jaeschke, Kurtuluş Savaşı İle İlgili İngiliz Belgeleri, Türkiye iş Bankası Yayınları, İstanbul, 2001.
diyekonustu.com
