Önceki iki yazımda paranın yoktan var edildiğini, var edilen bu paranın kendisini nasıl katlayarak arttırdığını, faiz ve enflasyon kavramını yazmıştım.
Hatırlatmak istiyorum: PARA=BORÇ kavramıydı.
Krediler de karşılığı olmayan mal veya varlıklardan verilmekteydi.
Yani, olmayan bir paradan.
Olmayan para da olmayan bir borç demekti.
Olmayan borç da, sürekli var olacaktı. Çünkü sistem bunu böyle kurgulamıştı.
Bu sistemin dönmesi için sisteme beygir gerekmekteydi.
Bilirsiniz, beygirsiz dolap dönemez.
Burada beygir, insandır.
ABD iç savaşında başkan Lincoln, Avrupa bankaları tarafından yüksek kredileri dikkate almamış ve ABD kurucu babalarının önerilerini yerine getirmiştir. Yapılmak istenen şey bağımsız ve borçtan arınmış bir para birimi yaratmaktı. Buna greenback adı verilmişti. Bu önlem alındıktan hemen sonra ABD ve İngiliz bankaları arasında bir doküman dolaşmaya başladı. Doküman şöyle diyordu: ‘Kölelik iş gücünü elde tutmak ve ihtiyaç yaratarak öne sürmektir.’ Avrupa’nın planı ise ücretleri kontrol ederek iş gücünü kontrol etmesi gerektiğiydi.
Ayrıca doküman, greenback’e de karşı çıkmıştı.
Fed’in kısmi rezerv sistemi adeta bir kölelik sistemi yaratıyordu.
Düşünün, borçtan yaratılan bir para var. 
Peki insanlar borçlu olduklarında ne yaparlar? Bu borcu ödeyebilmek için iş bulurlar. Ama para sadece ve sadece anlattığım gibi borçtan yaratılabiliyorsa, toplum bu borcu nasıl ödeyebilir ki? 
Ödeyemez
Ve olay budur.
Bunun adı modern köleliktir.
Toplum bu borç için iş bulup çalışmaya başladığında ise dolap daha hızlı döner.
Dolabı daha hızlı döndürmek için gereken dolap beygirleri daha hızlı koşarlar. Kaygıları ise hayatta kalmak ve varlıklarını kaybetme korkularıdır.
Bu da, ücret köle ilişkisinin devamını sağlar.
Koşturur durur.

Ama dolabın sahibi 'dönme verimi' elde edemezse plan değişir..
Bu koşturma, piramidin en tepesindeki insanların krallıklarını güçlendirmekten başka bir şey değildir aslında..
Günün sonunda bir düşünsenize, gerçekten kendiniz için mi çalışıyorsunuz?
Hayır.
Sadece bankalar için çalışıyorsunuz.
Olmayan ve yoktan var edilen para bankada yaratılır ve olmayan para yine beygirlerle birlikte bankaya ödenir.
Burada efendiler ŞIMARIK SERMEYE ve kapitalist hükümetlerdir.
Gerçek anlamda bir kölelikte insanlara yiyecek verilir.
Modern ve ekonomik kölelikte ise insanların beslenme ve barınma sorunları için çalışmaları istenir.
Bu, toplumu efendilere kullandırmak için en dahiyane dümendir. Ve bunun tam kalbinde toplumla efendiler arasında görünmeyen bir savaş vardır.
Ayrıca borç, toplumları ele geçirmek ve köle yapmak için kullanılan bir silahtır. Faiz ise onun en önemli cephanesidir.
Çoğunluk bu gerçeğin farkında olmadan yaşarken, şirketler ve bankalar iş birliği yaparak daha mükemmel taktikler oluşturmaya devam ederler.
Buna da kampanya adı verirler!
Dünya bankası, İMF gibi yeni üstler oluştururlar. Yeni bir toplum ve köle askerler üreterek daha hızlı ilerlerler. İşte bu da ekonomik tetikçileri doğurur.
Bir ulusu ancak borç veya silahla yok edebilirsiniz.
Ekonomik tetikçiler de tam bunu yapar.
Borç vermek için ise, dünya bankası İMF gibi kurumlar hedef ülke belirlerler. Bu hedef ülkeye cazip krediler sunarlar ve alt yapı gibi işlere kullanmalarını isterler.
Bu alt yapı işi de kredi verenlerin şirketidir genelde.
Ya da, paraları ve hacimleri onların bankalarındadır.
Kredi verilen ülkeye bu para asla gelmez.
Elektrik santralleri, yollar, alt yapılar, büyük fabrikalar aslında kredi veren kurumun yararlanacağı tesislerdir. 
Bu tesisler toplumun her kesimine hitap eden tesisler de değildir. SADECE VE SADECE KREDİYİ SAĞLAYAN YARARLANIR. Sakın istihdam filan demeyin, büyük resimde devenin molekülü bile değildir.
Ama tüm borcu bütün toplum üstlenir.
Ve bu borç asla geri ödenemez.
Geri ödenemeyince de pazarlık başlar.
Hatta geri ödenebilse bile pazarlık başlar.
Ülkede askeri üst kurmak isterler, asker bulundurmak isterler.
Ve hatta dünyanın alakasız bir yerine asker göndermenizi isterler.
Irak gibi mesela!
Kredi ve borçla yapılan bu tesisler ayrıca özelleştirilme baskısı altındadır ve ABD gibi çok uluslu ülkelerin sermayelerine satılarak özelleştirilir.
Mal, yine onlarındır.
Ama çalışan, borcu ödemeye çalışan ise toplumdur.
Toplum köleliğe isyan ederse de buna müsaade eden hükümetlere gözdağı vermek için TERÖR devreye girer.
Patlamalar, kaoslar yaratılır.
Yani.
Beygirler sıkıştırılır.
Genel ekonomik düzen böyledir.
Para yoktan yani borçtan yaratılır.
Borçtan yaratılan paranın faizi topluma yüklenir, faiz yine yoktan para yaratan rezerve geri döner.
Toplum da bu parayı yoktan var edilen deliğe geri göndermek için beygir gibi koşar.
Olmayan bir paranın peşinden.
Dolap beygiri gibi.
Bunun adı da modern köleliktir.
Tüm bunları ortadan kaldırmak için ise esaslı bir BİLİNÇ DEVRİMİ gerekmektedir.
Bu bilinç devrimi her zaman pozitif yönde de olmaz. Hatta toplumlar için sürekli negatiftir.

Tüm bunların olmaya devam ettiği hayatımızda evet, Corona virüs vardır. Bulaşacaktır, can alacaktır..

Ama bir iki aya kadar biter, gider. Peki o giderken neleri yanında götürecektir?

Kapanan sınırlar, duran ticaret, büyük ekonomik kayıp?

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu demeye çalışmış olabilir..

Yep yeni bir döneme giriyoruz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nevzat Piyadetüfeği 4 hafta önce

İnsanlık tarihinin en iyi köşe yazısı. Bu yazının daha geniş kitlelere ulaşaması gerek.