diyekonustu.com'a ‘İyi ki doğdun’ dedikten kısa bir süre sonraydı.
2019 yılının 10 Ocak günüydü;
bir haber görüşmesinin ardından, gazeteci arkadaşım Şahin Binici ile Onur Anıtı bölgesinden ofislerimize geçiyorduk.

Anıta doğru yöneldim…
Şahin o an anlam veremedi, ‘Hayırdır?!!’ diye sordu.

Derdim, anıta sunulan çelenklere bakmaktı…

Malum 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ydü…

Anıtta Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Samsun Şubesi’nin çelengi vardı. Tarım Bayramı ve Ziraat Mühendisleri Günü nedeniyle sunulmuştu. Bu arada bu anlamlı günü bugün de kutluyorum.

Onlar değerlerine, emeklerine, meslektaşlarına, ellerinde olana sahip çıkmayı pekala bilenlerdendir. 

Murat Akar’dan, 
Turgut Erel’den

Hayati Tosun’dan 

TMMOB’dan bilirim…

Şahin’e, “Fark ettin mi? Kanaryasever Gazeteciler, Muhabbetkuşusever Gazeteciler, Ördeksever Gazeteciler cemiyetlerine ait hiç bir çelenk yok!..’  dedim.

Sonrasını biliyorsunuz haber yaptık; 

GAZETECİLER KENDİ GÜNÜNÜ KUTLAMADI’ ve ‘CEMİYETLER NE B.KA YARIYOR’ başlıklı.

***

Haberler ile ilgili bir çok arayan soran olmuştu!!
Sadece Gülsüm Atik’in telefonunu açtım, alındıklarını söyledi. O gün ona da haberlerin gerekçesini anlattım.

Size de anlatayım.

Evet!! şimdi anlatayım…

Samsun’da yazdıklarınız yüzünden hakkınızda suç duyurusunda bulunulur.
Samsun’da yazdıklarınız yüzünden bol bol savcıya ifade verirsiniz.

Samsun’da yazdıklarınız yüzünden hakkınızda dava açılır.
Samsun’da yazdıklarınız yüzünden baskı görürsünüz.
Samsun’da yazdıklarınız yüzünden tehdit alırsınız.
Samsun’da yazdıklarınız yüzünden işsiz kalırsınız.

Samsun’da yazdıklarınız yüzünden yalnız kalırsınız.
Samsun’da yazdıklarınız yüzünden öteki olursunuz.

Samsun’da bu mesleği elbet bir türlü yaparsınınız ama bu defa da emeğinizin karşılığını alamazsınız.

Maaşınızı alamazsınız.

Pardon pardon, yarım maaş usulü alırsınız.
Tadımlık… 

Anlayacağınız;
yaşatmayan ve öldürmeyen biçimde…

… ama şu da vardır;
Samsun’da gazeteciyseniz elbette bir cemiyetiniz vardır.
Üyesisinizdir.
Bağlısınızdır.
Belki de birden çok cemiyetin üyesisinizdir!
Bilemezsiniz!!
Merak etmeyin ‘poponuz’ bir yerlerde korunuyordur.
Açıkta değilsinizdir.
Hakkınıza, hukukunuza yani size sahip çıkan cemiyetiniz vardır.

Şaka yapıyorum yahu!!
Anlasanıza, hepsi lafın nanesi…
Samsun’da gazeteciyseniz yani gerçekleri yazıyorsanız yalnızsınızdır.

Cemiyetler bu durumda hikayedir.
Bu durumda sizi sevmezler.
Sevilmeyen adamsınızdır.
Sevilmeyen gazetecisinizdir.
Samsun’da cemiyet diye de bir şey yoktur.
Cemiyet, İtfaiye’nin aavurasındadır…

Aavurasında kalmıştır.

O da dedemin paralel evrendeki kızlık zamanına dayanır…

Kısacası o haberleri tüm bu yaşayanlardan dolayı yazdık.

‘Samsun’da gerçek gazetecilerin ve sektöre emek veren diğer emekçilerin haklarını, hukuklarını ve emeklerini Kanaryasever, Muhabbetkuşusever, Ördeksever gazeteciler cemiyetleri savunamıyor. Bu kentte bir birlik beraberlik yok. 3-5 kişi biraraya gelip kendi çıkarları için cemiyet kuruyor. O kurdukları yapının da gerekliliklerini yerine getiremiyor’ demek için yazdık.


İyi ki yazmışım!!
Yine yazardım…

***

Dün haftalık iznimi kullandım.

Yine yazacaktım.
Bunu bir ritüel haline getirdiğimi bilin istiyorum!
Her sene 10 Ocak’ta gidip bakacağım!!
Dün her hafta Cuma günü olduğu gibi evimde dinlendim ve dışarı çıktığımda ilk işim Onur Anıtı’na gidip bakmaktı.
Kanaryasever, Muhabbetkuşusever ve Ördeksever gazeteciler cemiyetleri Onur Anıtı’na çelenk sunmuş muydu?

Evet! Nihayet çelenk sunulmuştu.
Ne diyeyim, hoşuma gitmedi de değil yani..
Yalnız, anıtta sadece Kanaryasever Gazeteciler Cemiyeti’nin çelengi vardı.
Muhabbetkuşusever Gazeteciler Cemiyeti ve Kanaryasever Gazeteciler Cemiyeti’ne ait bir çelenk göremedim.

Neyse şimdilik, dilimden kurtuldular.

Kanaryasever Gazeteciler Cemiyeti, her ne kadar birbirlerini sevmeseler de onları dilimden çelenk konusunda kurtarmış oldu.

***

Daha gün benim için yeni başlamıştı…

Bir hafta öncesinde bir atışma oldu.
Muhabbetkuşusever Gazeteciler Cemiyeti, 10 Ocak’ı şatafatlı kutlayacağını sulandıra sulandıra duyuran Kanaryasever Gazeteciler Cemiyeti’ni topa tuttu.

‘Gazeteciler işsizken, bu kadar şatafata gerek yok’ diye..

Haklıydı vesselam.
Muhabbetkuşusever Gazeteciler Cemiyeti, çoğuna göre de haklıydı.

Kentteki bir çok gazetecinin hakkını, hukukunu ve ahvalini yıllardır olduğu gibi yine düşünüyordu ne de olsa!!…
Ancak Kanaryasever Gazeteciler Cemiyeti böyle seviyordu.
Ne değişecekti ki..

Olsundu…
Bu sene de böyle kutlasındı…
Hem milli mücadelenin 100’üncü yıldönümüne de yakışırdı zaten.

Hazır Onur Anıtı’na çelenk de bırakmışlardı.

Ne olacaktı ki…
Ne olacaktı yani, üyesi bile olduğunu bilmeyen gazetecilerin ve sektöre emek veren diğer çalışanların adını ve gücünü kullanarak dilendikleri iş insanlarından veya belediye başkanlarından zırlayarak aldıkları paraların bir kısmıyla sulu sulu ve şatafatlı şatafatlı kutlamalarını yapsalar…

Ne olacaktı yani…

He! ne olacaktı?

Bu kentte de hiç bir şey beğendirilmiyordu.

Sanki, kentin Valisi birbiriyle konuşmayan Muhabbetkuşusever Gazeteciler Cemiyeti’nin gazını sabah, akşam da Kanaryasever Gazeteciler Cemiyeti’ninkini almayacaktı…

Her cemiyetin yoğurt yiyişi farklı değil miydi ki bu kentte?
Mesela Ördeksever Gazeteciler Cemiyeti…

Bu Ördeksever Gazeteciler Cemiyeti’nin de yoğurdu yiyişi farklı değil miydi?
Ördeksever Gazeteciler Cemiyeti, yoğurdu 3-4 kişilik yönetim kurulu üyeleriyle yemeyi sevmiyor muydu?

O yüzden araları açılmamış mıydı diğerleriyle?

Böyle değil miydi sanki bu cemiyetlerin tabiatı…

Söylesenize!!
Yiyen yemeyene..
Yemeyen yiyene..
Yiyenler yemeyenlere..
Yemeyenler yiyenlere..
Sonra hepsi yemeyene, yiyene, yemeyenlere ve yiyenlere bok atmıyor mu yıllardır bu kentte?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.